Yükleniyor..

Emine Karahocagil Arslaner

İnşa yayınları

Web sitemizde, 10 kategori'de, 199 adet makaleye yazılmış, 29 yorum bulunmaktadır.

Yorgun efendilerimizi dinlendirelim

Masmavi bir deniz olmaya gelmiştik pencerelerinize. Dayayıp bir elinizi pervazına, geniş ufkumuza dalıp gidişinizi izlemiştik. Bir avuç mavi ve sonsuz bir derinlikti bizimkisi, boğulma tehlikesi geçirdiniz. Sizi kıyıya taşıyan eller de bize aitti. Açınca gözlerinizi, gözlerimizle çarpıştınız ve tuhaf bir çığlık attınız; „yorulduk!“… Ne çok yorduk sizi, ne çok izlediniz bizi, ne uzun bir dalgınlık […]

Kadın ve Estetizm

Yazdıklarım, yani savunduğum tezler tam anlamıyla anlaşılamadığı için „kadın ve estetik“ konusunda ısrar etmek niyetinde değildim ancak Yusuf Hocamın telkinleri ve teşvikleri ile, girmiş bulunduğum bu keçi yoluna devam etmeye karar verdim. Efendim şunu demek istiyorum; size yapılan bu işkencenin sorumlusu Yusuf Hocamdir… Hocamın „merhamet kanatları“ nın altında fizik ve ruh sağlığımı garantiye aldıktan sonra […]

Süslenmek kadının doğasında vardır!

 “Aşırı rasyonalizme“ karşı bir tenkid olarak sunulan “Kahramanlar nazariyesi“nin vatanı Almanya’dır. “İlhama mazhar kişiler doktirini”nin babası Fichte büyük bir dehadır ve “hakikat”in kabukta değil çekirdekte saklandığını söyleyerek devrim yapmıştır. Kainatta herşey bir görüntüdür, surettir… “İlahi ruh” ise bütün bu görüntülerin arkasında gizlidir. Kahramanlar, peygamberler görüntülerin derununda bulunan “ilahi ruh”u görmek ve göstermek üzere gönderilirler evrene… […]

Reha Muhtar ve Hanım Yazarlarımız

Bilmem hatırlar mısınız, bir zamanların en yürek hoplatan bedduasıydı Reha Muhtar. Komik olduğu kadar oldukça da dramatik diyaloglar yaşanmasına vesile olurdu bu ‚beddua‘ üniversiteli gençler arasında: -Yahu gel işte! Arkadaşlarla eğleneceğiz biraz. -Olmazzzz! Çiçekler sulancak, kediye mama alıncak, ders çalışılır gibi yapılıp anne baba uyutulacak cak cak cak! -E ne diyim sana Emine… Reha Muhtar’ın […]

Avrupalı Harem Kadınları

Bir önceki yazımda dolaylı olarak değindiğim Avrupa tarihindeki „metreslik geleneği“nin iyi anlaşılmadığını düşünüyorum. Bu yazımda biraz daha derinlere inerek, Ortaçağ Avrupasında kadının taşıdığı değeri ve layık görüldüğü muameleyi anlatmaya çalışacağım.   „Metres“ fransızca „maitresse” kökünden gelir ve “patroniçe” demektir. Dilimize “evli bir erkeğin gizli ilişki sürdürdüğü ikinci kadın” olarak yerleşen “metres” in Avrupa’dan intikal ettiğini […]

Fatıma, Fatımadır

Karakterimize içinde doğduğumuz, büyüdüğümüz toplum şekil veriyor. Kaderimizi de bu kalabalık çiziyor, irademizi de o teslim alıyor. Asla özgür değiliz… Üzerinde filizlendiği toprakların iklimine uyum sağlayamayan çiçeklerin ömrü kısa oluyor. Buna mukabil, bazı bitkiler yaşamak için büyük bir direnç gösterip hayatta kalmayı başarırlar. Hatta bunların arasında öyleleri vardır ki, biyolojilerine uygun atmosferlerde yetişen hemcinslerini tepeden […]

Modern ama Modernist Ol(a)mayan Kadın

Ayşe kadın fasulyeyi hepimiz biliriz, fasulyeler arasında en itibarlı cinsdir. Niçin bir kadının ismini taşıdığını pek kimse bilmez ama… Belkide fasulye ile kadın arasındaki benzerlikleri farkeden çok zinde bir zekanın eseridir. Her kadın bir fasulyedir, hayatı boyunca dolanacak bir sırık arar. Beyler bana kızacaklar ama, kadın ve fasulye arasındaki bu ortak nokta benim bir yakıştırmam […]

8 Mart Dünya Kadınlar Günü

Bugün 8 Mart dünya kadınlar günü. Kadının fıtraten „doğurgan“, yani „üreten“ biyolojisine bigane bazı zihinler Modernizmin, yani Kapitalizmin pragmatist telkinleriyle ev kadınını tüketici sınıfına dahil ettikleri için giriş cümlemizi düzeltmeye kalkışacaklardır… ‚8 Mart dünya kadınlar günü değil, 8 Mart dünya emekçi kadınlar günü’ diye… „Emekçi kadın kimdir?“sorusuna alacağımız cevap öteden beri aynıdır: üreten kadın. Ne […]

Va Esefa!

Büyük bir şehir düşünün. Mimarları olan bir şehir. Sarayları, revakları, kütüphaneleri, tımarhaneleri, keşhaneleri olan bir şehir. Bir şehirde olması gereken bütün mekanlara sahip bir şehir, ama yine de çok garip bir şehir.   Hendeklerinden su yerine mürekkep akar. Kıyısına köşesine inşaa edilmiş büyük fabrikaları yalnızca kağıt başar. O şehirde herkes hırsızlıkla yaşar. Hisarları olan bu […]

Hakikatin Karsi Cephesinden Görülen Manzara

Sayın Dücane Cündioğlu kadın konulu iki ayrı kitap yazmış… Öncelikle, Islami basında köşe sahibi, dolayısı ile söz sahibi olan kalemşörlerin itinayla uzak durmaya gayret sarfettikleri böyle hassas bir mevzuda kelam etme cüretini gösterdikleri için kendilerini tebrik ediyorum. Kitapları henüz okumadım ama, sayın Cündioğlu`nu gazete yazılarından ve ‘çok kadınla evlilik’ gibi kadınları yakından ilgilendiren mevzularda serdettiği […]

Toplam 4 sayfa, 3. sayfa gösteriliyor.1234