"Enter"a basıp içeriğe geçin

Sönmeyen Ampül ve Büyüyen Türkiye

„Yalancının mumu yatsıya kadar yanar” diyor Başbakan… Doğru söylüyor, yatsıya ulaşmadan sönen mumlar var ama kabul edelim, ampüllerin ömrü daha uzun. İçlerinde öyleleri var ki, 15 yıl boyunca yanabiliyorlar. Hayır, seçim mitinglerinde tekrarlanan klişe siyasi yalanlardan bahsetmiyorum. Onlar kısmen de olsa sönmüş sayılabilirler.

Öyle bir yalan var ki, ne zaman tekrarlansa, hafıza defterim aralanıyor ve zihnimden onlarca kuş bir anda havalanıyor. Şu, çok meşhur “Milli Eğitim kitaplarında yer alan şiir nedeni ile hapse atıldı” yalanı…

Başbakan gerçekten Ziya Gökalp’e ait o şiiri okuduğu için mi tutuklanmıştı?

Ziya Gökalp’e ait olduğu iddia edilen şiiri hatırlayalım:

Minareler süngü, kubbeler miğfer

Camiler kışlamız, mü’minler asker

Bu ilahi ordu dinimi bekler

Allahu ekber, Allahu ekber

Ve Ziya Gökalp’in şiiri:

Asker Duası

Elimde tüfenk, gönlümde iman,

Dileğim iki: Din ile vatan…

Ocağım ordu, büyüğüm Sultan,

Sultan’a imdâd eyle Yârabbi!

Ömrünü müzdâd eyle Yârabbi!

 

Yolumuz gaza, sonu şehâdet,

Dinimiz ister sıdk ile hizmet,

Anamız vatan, babamız millet,

Vatanı ma’mur eyle Yârabbi!

Milleti mesrur eyle Yârabbi!

 

Sancağım tevhid, bayrağım hilâl,

Birisi yeşil, ötekisi al,

İslâm’a acı, düşmandan öç al,

İslâm’ı âbâd eyle Yârabbi!

Düşmanı berbâd eyle Yârabbi!

 

Kumandan, zabit, babalarımız.

Çavuş, onbaşı, ağalarımız.

Sıra ve saygı, yasalarımız.

Orduyu düzgün eyle Yârabbi!

Sancağı üstün eyle Yârabbi!

 

Cenk meydanında nice koç yiğid,

Din ve yurd için oldular şehid,

Ocağı tütsün, sönmesin ümid,

Şehidi mahzun etme Yârabbi!

Soyunu zebun etme Yârabbi!

Gösterin Şu Kitabı

İnsanların şiir yazma ve okuma hakları var ve hiçkimse şiir okuduğu için cezalandırılamaz. Aynı zamanda da, hiçkimse yazdığı şiiri başka bir şaire atfedemez ve vatandaşı kandıramaz. Bu yalanın miadının dolduğunu düşünüyordum ki, 3 Mart’ta, Siirt seçim bürosunun açılış töreninde Egemen Bağış tarafından yeniden servis edildi. Egemen Bağış dahil, bu yalanı mütemadiyen tekrarlayan tüm AK Partililer’e sesleniyorum; Allah aşkına bu şiirin yer aldığı Milli Eğitim Bakanlığına ait kitabı bir zahmet gösterin. Belki de biz yanılıyoruzdur.

Uyuduk da büyüdük

“Ekonomi büyüyor” diyorlar. Şaşırmıyorum çünkü “insanların günah işleme hakları var” diyerek “günah” ile “suç”u boca eden bir akıl, bittabi “büyüme” ile “kalkınma” arasındaki farkı da kavrayamayacak.

Büyüme, mal ve hizmet üretimi miktarındaki artıştır. Zamanla, kavramın kapsama alanına satın alınan mal ve hizmetler de eklenince “büyüme” ile “kalkınma” kavramları ayrı ayrı tarif edilmeye başlandı.

Basitleştirelim

Borçlanarak evinizdeki tüketimi artırabilirsiniz ancak bu “suni refah”, borçlanılan kurumun keyfiyetine bağlıdır. Yaşadığı kimi sıkıntılar veya risklerden çekinerek size borç vermeyi kestiği an, o tatlı rüyalar kabusa döner. Devlet tasarruf politikalarına başlar. “Kredi kartı kullanmayın” der, vergileri artırır, bankaları uyarır. Kredi kuruluşlarının manuplasyonları da devreye girince, birbirinden komik senaryolarla iktidarın oy potansiyeli dengede tutulmaya çalışılır. Gezi’nin, derin devletin şiddet doğuran odakları ve o şiddeti güya bastırmaya çalışan kolluk kuvvetlerinin yardımları ile amacından saptırılması; Öğrenci evleri, dersanelerle başlayan 17 Aralık olayları bunlardan bazıları.

Ekonomimiz büyüyor

Vatandaş artık hükümete hesap soramaz. Ekonomik sıkıntıların müsebbibi kaos çıkaranlardır, hükümet değil. „Bakın, bütün bunlara rağmen ekonomimiz büyüyor” der bir siyasi figür. Sokaktaki amcamız da onu dinler, inanır ve uyur…

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.