"Enter"a basıp içeriğe geçin

Rasyonel Akıl ve Başıboş Köpekler

20 yıldır yazdığım konuları yeniden, yeniden yazma zorunluluğu…

Bu duygu inanılmaz yorucu ama hala hayattaysam ve Allah karşıma hala bu; zor anlayan, okumayan, düşünmeyen ve asla rasyonel olamayan sorunlu kitleyi çıkarıyorsa, vazifem bitmedi ve uzun vaadede bitmeyecek diye düşünüyorum.

Lütfen okuyun, lütfen:

Rasyonellik çözümün anahtarıdır. Problemler içinde kıvranıyoruz çünkü hiçbir kapıyı açamıyoruz. Kapıları açamıyoruz çünkü “anahtar” kullanmak, eğer anahtar yoksa o anahtarı aramak, bulmak aklımıza gelmiyor. Duygusal ve heyecanlı bir milletiz ve her kapının yumruklanarak, kırılarak veya kapının sahibine yalvarıp yakarılarak açılabileceğini düşünüyoruz.

Sonuç:

Rasyonel olamayan iktidarlar tarafından yönetiliyor ve rasyonel olmayan ekonomi politikalarıyla yoksulluğa mahkum ediliyoruz.

Rasyonel olamayan aklımızla, rasyonel olamayan bir muhalefeti tercihe zorlanıyor ve alternatifsizliğimizi sorgulama zahmetinden kurtuluyoruz.

Rasyonel olamayan yönetimleri, duygusal akıllarımızla ürettiğimiz sığ çözüm önerileriyle çalışamaz hale getiriyor ve bunu bir zafer sanıyoruz.

Bir örnekle izah etmeye devam edeyim. “Evsiz ama evcil hayvanlar”la ilgili takındığımız toplumsal reflekslerimize bir bakalım…

Binlerce yıldır evcilleştirerek doğalarından kopardığımız hayvanların bugün sokaklarda rehabilite edilebileceklerini savunan hayvanseverlerimiz için köpek saldırısı sonucu hayatını kaybeden çocuk hiçbir şey ifade etmez çünkü o bizim hayvanseverimizdir, bize özgüdür ve dünyada bir eşine daha rastlayamazsınız. Bu nadide türün çirkefliğinden yılan yerel yönetimler, o türün ürettiği çözümü onaylarlar, çünkü bu kolaylık onların da işlerine gelir. Öyle ya, kim şimdi barınaklarla uğraşacak, kısırlaştırmak için yorulacak, çip falan, bir sürü masrafa katlanacak. Sal çayıra hayvanları, mevlam kayıra duasını yolla arkalarından, kurtul… Hayvanlar çeteleşip insanlara mı saldırırlar? Eh, atarsın hayvanseverlere suçu, sıyrılırsın.

Peki ya, insanseverlerimiz? Onlar için insanları sevmenin yolu hayvanları sevmemekten geçtiği için çözümleri de son derece insanidir; itlaf.

Vur, öldür, kurtul…

Konu ‘evsiz evcil hayvanlar’ olunca minik beyinlerini vestiyere asıp aramıza karışan ve zombiler gibi sürüler halinde takılan bu organizmalar için, şikayetçi oldukları hiçbir mevzu araştırmaya değer değildir zira, araştırmak bir beyine sahip olmayı ve yorulmayı gerektirir.

Mesela, şimdi siz bunların karşısına; “Bak kardeşim, “itlaf” sokak hayvanlarının populasyonunu azaltmaz çünkü vahşi hayatın kendi kuralları vardır. Sokağa terkedilen evcil hayvanlar bir süre sonra çeteleşerek hayatlarına devam ederler. Sürüler halinde yaşayan hayvanların kendi kuralları vardır. Sürüden eksilen sayı ya doğum veya dışardan katılan hayvanlarla en kısa sürede tamamlanır” gibi, gayet ilmi bir açıklamayla çıkamazsınız, çünkü dinlemezler, dinleseler de anlamazlar.

Hele bir de, köpek sahiplerinden alınması gereken köpek vergisi, kısırlaştırma, çip, imkanları ve sayıları artırılmış hayvan barınakları gibi çözüm önerilerinden bahsederseniz, üç saniye içinde kendinizi köpek saldırısı sonucu ölen küçük Emir’in katili olarak dar ağacında bulursunuz.

Geçelim…

Türk toplumunun aşağı yukarı bütün problemlerine yaklaşımı evsiz evcil hayvanlar sorununa yaklaşımı gibidir. Mutlaka ortadan ikiye bölünüp, Teksaslı kovboylar gibi birbirlerini yumruklar, yara bere içinde yorgun düşüp yerlere serilince kavgaya ara verip, ertesi gün kaldıkları yerden devam ederler.

Sonuçta kaybeden Emir olur, Emir’in annesi ve babası olur, kışkırtılmış bir zombi tarafından bir köşede kıstırılıp öldürülen yavru köpekler ve kediler olur…

Peki, rasyonel akıl Anadolu’ya birgün uğrar mı? Hiiç ümidim yok!

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir