"Enter"a basıp içeriğe geçin

Kücük bir yalandi sadece ama…

Yalan atesten gömlek. Ne kadar erken davranip soyunursan soyun yanmaktan kurtulamiyorsun. Cocuklugun vakti zamaninda isil isil, vakit ilerledikce sise gömülen mahzenlerinden birine söyle gecerken ugradim bugün yine. Habire alnina dökülen inatci buklelerini eliyle geriye itmekten yorulmayan cilli bir kiz, bana dolu dolu gözelerle bakiyordu. Birden kimin elime tutusturdugunu hatirlamadigim porselen demligi düsürdüm yere. Demligin dagilan parcalarindan simarik bir yalanin haritasi yansiyordu istikbalime. Hic yakamdan düsmeyecek bir cift kücük elle birlikte, mahsere kadar azat edilmeyecek bir köle misali yürüdüm gelecege.

Her durakda o kücük kiz karsiladi beni ve yakamdaki yumruklarini kalbime kilitledi. Her durakda masum gibi duran bir cocukluk yalaninin agir faturasi kesildi vicdanima.

Duraklarin her birinde, her yol ayriminda, her cocukluk anilarinin senlendirdigi dost muhabbetlerinde, elimdeki minik porselen demligi göstererek soruyor kücük kiz:

“Bu ne?”
“Bu, ee, bu sey, bu Alaaddinìn lambasi”.
Birden irilesen kahverengi gözleriyle kucakliyor demligi
“Sahi mi? Ne istesem verir mi?”
“Tabi verir ama önce sen onu bana geri ver” diyerek cekiyorum demligimi. Aslinda kücük kizin umudunu cekiyorum avuclarindan ve davudi bir sesle kükrüyorum:

“Ne istiyosun ki sen?”

Önce dudaklarini sisiriyor kücük kiz, sonra sulanan gözlerini görüyorum ve bir civi gibi hafizama cakilan cevabi ekleniyor mazimdeki islak sayfaya…

“Annemi”

Babasini kundakdayken kaybeden, annesini köyde birakip okumak icin abisinin yanina siginan arkadasimin soluk resmine bakiyorum albümlerden birinde… Bakiyor muyum?

Hayir, nemlenen gözlerim buna izin vermiyorlar.

Ah ne kadar da haklilar…

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir