Yükleniyor..

Emine Karahocagil Arslaner

İnşa yayınları

Web sitemizde, 10 kategori'de, 199 adet makaleye yazılmış, 29 yorum bulunmaktadır.

    0

    Nur suresinin nurundan erkekler de istifade etsinler

    Facebook'ta Paylaş ~ Twitter'da Paylaş ~ Friendfeed'ta Paylaş ~ Google'da Ara ~ Yorum Yap!

    Kadın ve İslam temalı tartışmalarda peyderbey tekrarlanan bir cümle vardır; İslam kadınlara değer verir. Çok kullanıldığı için ucu körelen ve malzemeyi kesemeyen, sadece zedeleyebilen bir bıçak gibi, parçalayamıyor artık bu cümle kafalardaki şüpheleri…

    Ne zaman “kadına çok değer veririm“ diyen bir abimizi, amcamızı görsem, sofradaki lokmayı havaya kaldırıp “bak bu lokmaya çok değer veririm“ diyen usta bir siyasetçi gelir gözümün önüne. Sen değer vermesen sanki, bir değer kaybına uğrayacak mubarek nimet… Hiç sormazlar mı acaba; kim kime muhtaç? Ekmek mi senin iltifatına muhtaç, yoksa senin mi ona ihtiyacın var?

    Daha komik olanları da var…

    Mealen “Bak şu ayağıma giydiğim çorap var ya! Ha işte ona çok değer veririm“ çağrışımı yapan; başı kıçı bozuk, mantığı çürük fikirler serdederler, kadınlara ne büyük değer atfettiklerini anlatırken. “Sus kardeşim, sus! Allah aşkına bana değer verme! Senin bana biçtiğin değer beni olduğumdan daha değerli kılmaz, çünkü sen benden daha değerli bir mahluk değilsin!“ deyu gürlediğiniz zaman büyük bir bozgun yaşarlar ve “ne dedim ki ben şimdi?“ sorusunu dayatıp, uğradıkları sözde haksızlığı ilama kalkışırlar.

    Muhafazakar maskulinist algıdaki bu tahribat, yaşanan İslam’ın kadın konusunda ne denli kaynaklardan kopuk, ahlaki ilkelerden cüda ve yetersiz olduğunun sancılı bir belgesidir. Kadına değer verdiğini söyleyerek veya İslam’da kadına değer verildiğini belirterek, olayı tamama erdirebileceğini düşünecek kadar yüzeyselleşmiş, detaylardan temizlenmiş, uyuşuk bir kafadan bahsediyoruz…

    Güneşe, havaya, suya değer verdiğinizi söyleyebilir misiniz? Çok da mantıklı olmayacağı kesin. Neden peki? Çünkü güneş, hava, su zaten değerlidir. “Erkeklere çok değer veririm“ diyen bir kadın gördünüz mü hiç? Çok sık karşılaştığımız bir durum değildir, çünkü tartışma konusu yapılamayacak kadar değerini beynimizin altına işlemiştir bu cinsiyet. Toplum olarak (erkekler olarak) hayvanlara bir de kadınlara çok değer veririz ve her fırsatta bu lutfumuzun altını çizmekten imtina etmeyiz.

    Mazide uğradığımız türlü haksızlıklardan mütevellit içten içe kanadığımız ve değer görmek için kendimizi paraladığımız düşünülüyor. Doğrudur da.. Lakin, değer görmekle ilgili müzmin muradımızı kapitalist ve modernist dünya nasıl, “değer biçmek“ olarak yorumlayıp, cinsel kimliğimiz üzerinden tüketim endüstrisi için çıkar sağlamaya teşebbüs ediyorsa, Şark kökenli anlayış da bu talepten içindeki “kadını sahiplenme ve kafesleme“ dürtüsüne malzeme çıkarıyor.
    E peki, biz ne istiyoruz?
    Müslüman kadınların ne istediğini tesbit etmek iddia edildiği kadar zor değil. Her meselede olduğu gibi, müslüman sıfatımıza binaen bu mevzuda da Kur’an’a başvurulmasını ve kadınlarla ilgili ayetlerin daha dikkatli yorumlanmasını talep ediyoruz.

    Örneğin, Nur suresinin nüzul sebebi olan “ifk“ olayıyla verilmeye çalışılan mesajın tam anlamıyla idrak edilmesini, bu mesajın cemiyetimizin irfan damarlarına olması gerektiği gibi zerkedilmesini istiyoruz. Daha açık bir tabirle; bir bayan yabancı bir erkekle görüldüğünde sui zanda bulunulamasın istiyoruz. Hz. Aişe’yi bir erkekle gördükleri için kalplerine ve dillerine hakim olamayanların nasıl lanetlendiğinin ve onların yalan beyanları karşısında, “- Bunu söylemek bize caiz olmaz. Haşa! Bu büyük bir iftiradır.”(Nur, 16) demeyenlerin nasıl kınandığının her fırsatta hatırlatılmasını istiyoruz.

    Yine, Nur suresinin tesettürle ilgili ayetlerinin erkekleri kapsayan bölümüne de bir zahmet göz atılmasını talep ediyoruz. Nitekim, Kur’an’ın ruhuna ne kadar uzak, ne kadar ataerkil bir anlayışla ayetlerin yorumlandığını tesbit edebilmek icin sadece tesettür ayetlerinin uygulanışına bakmak kafidir.

    Türkiye genelinde her 100 kadından 61’i başını kapatıyor, ancak erkeklerin sadece % 30’u ilk cinsel deneyimi evlendiğinde yaşıyor. Avrupa’da “Dar-ul harb“ gibi bir hile-i şeriyye‘ye sığınarak zinayı kafasına göre helal çerçevesinin içine alan erkeklerimizin sayısını vermek istemiyorum, utanıyorum. Nur suresi “Mü’min erkeklere söyle: gözlerini sakınsınlar“ diye erkeklere seslenirken, erkeklerimiz “güzele bakmak sevaptır“ darb-ı meselinin de içini boşaltıp; güzel çirkin, açık örtülü ayırmaksızın her gördüğü kadının içine düşmeyi bir erdem olarak addetmeye devam ediyor.

    Oysa, tesettür emriyle kadın ve erkek, fıtren sahip oldukları zaaflarla imtihan edilirler.

    Yaratılışı itibariyle göstermeye ve beğenilmeye meyilli olan kadın, göstermemekle emrolunurken; görerek tahrik olmaya yatkın olan erkek de görmemek, yani “kötü niyetlerle bakmamak“la emrolunur. Kadın “göstermek“ istediği için göstermeyecek, erkek de “görmek“ istediği icin görmeyecektir. Halk ağzında çok yaygın olan “gösterene bakarlar“ sözü Kur’an’a tamamen aykırı, en hafif tabirle “harama teşvik eden“, ahlak dışı ve gayet erk merkezli bir yargıdır. Bittabi, karşı cinse atılan her nazar değil, o nazarın arkasında yatan art niyet haram kılınmıştır. Dolayısı ile, bu yazıya karşı yapılacak muhtemel bir “gözlerimizi bağlayıp mı gezelim?“ gibi veya benzeri primitif tepkilere verilecek cevap bellidir; ne gözlerinizi ne de kadınlarınızın başını bağlayarak bu imtihanı veremezsiniz. Nefsinizin elini kolunu bağlayacaksınız ve tahrik olma tehlikesi mevcutsa, bakmayacaksınız…

    İsteklerimizin tamamını bir yazıya sığdırmak çok zor tabi. Kısaca özetlemek gerekirse; Nur suresinin nurundan erkekler de istifade etsinler istiyoruz. Gerçekten değer görmek, cinsiyetimizle değil, sahip olduğumuz kabiliyetlerle „değerlendirilmek“ istiyoruz. Bize adaletle yaklaşan vicdan sahibi erkekleri „kadınlara karşı zaafı var“ yaftasıyla sindiren ve çok berbat haksızlıklara yol açan sultayı muhafaza etmeye çalışan muhafazakarlardan kurtulmak istiyoruz.

    „Ortalık zibil gibi başörtülü yazar kaynıyor. Neler oluyor?“ hezeyanlarını göğüslemeyi göze alarak, bu bayan kaleme değer veren, yani değerlendiren, habertaraf.com sitesine ve Abdullah Ötgün kardesime şükranlarımı sunuyor, „merhaba Habertaraf“ diyorum.

    http://www.habertaraf.com/yazarlar/1029.html

    Etiketler:

    Yorum Yapmak İster misin?

    Yorum Yaz

    Yorumlarınızı Paylaşırken

    Yorumlarınızı politik,kırıcı,kaba yazmamaya özen gösterin başkalarını taciz edebilecek laflardan kaçının.Kriterlere uymayan yorumlar onaylanmıyacaktır.

    Lütfen bizimle bilgilerinizi doğru şekilde paylaşın sitemiz size Kesinlikle spam mailler göndermez