Yükleniyor..

Emine Karahocagil Arslaner

İnşa yayınları

Web sitemizde, 10 kategori'de, 199 adet makaleye yazılmış, 28 yorum bulunmaktadır.

Bir Candan Gelen Mektup

Zuhal Turna kardeşim, kağıda dökmüş içini bana göndermiş. Herkes okusun istedim… …………………………………… Senelerdir tonlarca ekmeği çöpe atan bir toplum olup çıkmıştık. Ekmek ki en kıymetlilerimizden. Mushafı bile koymayız üzerine. Kazara yere düşürürsek, alır üç kere öper, alnımıza koyarız. Alnımız ki secdeye değen, Rabbimiz ile en en yakın olan, tüm perdelerin kalktığı an, insanı miraca çıkaran; üzerinde kaderimizi, […]

Öldürürler Seni Oğlum

Öldürürler seni oğlum… Gece üşür, alnına dökülen bukleler üşür, boyadığın merdivenler üşür, sevdiğin kız üşür. Öldürürler seni oğlum… Sen düğününe gider gibi koşarsın ölüme. Kaldırımlarda biriken kan denizinde gemilerini yüzdürürler. Ardından kanlı eldivenlerini çıkarıp ellerini ovuşturarak sıradakini çağırır karanlık gölgeler, buruşuk suretler. İnanma çürük ağızlarından çıkan cennet vaatlerine oğlum. Şehit derler, kahraman derler, aslan derler, […]

Teşekkür Ederim Babacığım

Hayatının son günlerini geçirdiğin ölüm döşeğinde en fazla kullandığın kelimelerden biriydi: “teşekkür“. Ömrünün sonuna kadar hep çevrendekilere “teşekkür“, Allah’a da “şükr“ ettin. Bir başka yakışırdı senin dudaklarına “teşekkür“. Bir başka çalınırdı kulaklara senin sesinden “şükür“. Biraz geciktim, biliyorum… Ama elimde değil, şimdi de ben sana teşekkür etmek istiyorum. Bize ve hizmete vakfettiğin o soylu ömür […]

Bir Can Dündar Mersiyesi

Görünen o ki kadınım, seninle biz, “ha­yat” denen bu metruk peronda, üzerinde adres yazmayan mektuplar gibi bekleşip, aş­kımızı acılardan damıtarak yaşlanacağız.   Can Dündar   Artık hiç yakışmaz bilirim, sevgiyi anlatacak bir yazıya Can Dündar’ın cümleleriyle başlamak. Oysa en çok Can Dündar konuşurdu kenarı yakılmış mektupların satırları arasından. Yukarıdaki cümleyi okurken kaç kadının yüzü aydınlanmıştır, […]

Yorgun efendilerimizi dinlendirelim

Masmavi bir deniz olmaya gelmiştik pencerelerinize. Dayayıp bir elinizi pervazına, geniş ufkumuza dalıp gidişinizi izlemiştik. Bir avuç mavi ve sonsuz bir derinlikti bizimkisi, boğulma tehlikesi geçirdiniz. Sizi kıyıya taşıyan eller de bize aitti. Açınca gözlerinizi, gözlerimizle çarpıştınız ve tuhaf bir çığlık attınız; „yorulduk!“… Ne çok yorduk sizi, ne çok izlediniz bizi, ne uzun bir dalgınlık […]

Yazarların Ölümü

Der Tod ist groß Wir sind die Seinen, Lachenden Munds. Wenn wir uns mitten im Leben meinen Wagt er zu weinen Mitten in uns. Rainer Maria Rilke   Ölüm büyüktür Biz bir tebessümüz onun yüzünde Yaşamın ortasında sanırken kendimizi Ölüm hıçkırmaya başlar içimizde Rainer Maria Rilke   “Yalnızlık Dolambacı” kitabının yazarı Octavio Paz, hayatı boyunca […]

Yalnızlık Korkusu

Yalnızlık müziğin bile seni dinlemesidir. yalnızlık insanın kendine mektup yazması ve dönüp-dönüp onu okuması   Özdemir Asaf     İnsanı, rutubetli akşamlarda pencere camına düşen resmine mektuplar yazdıracak kadar çılgına çeviren bu siyah pelerilinli prenses, modern çağın sevimli insanseverliğini kullanarak adaletin kendisinden ne korkunç şekilde faydalanabileceğini ilan etti. Cismani işkence; ayakları ezip kıran kunduraları, mideye […]

Mehmet Akif Ersoy

“safahat’ımda, evet, şi’r arıyan hiç bulamaz; yalınız, bir yeri hakkında “hazin işte bu!” der. -küfe? -yok. -kahve? -hayır. -hasta? -değil. -hangisi ya? üç buçuk nazma gömülmüş bir ömr-i heder!”     Kendi elleriyle gözlerini çıkaran idrak hastası bir cemiyet… Sağ gözü  Mehmet Akif Ersoy, sol gözü Nazım Hikmet.  Bir millet bu mikyasda bir gafletin bedelini […]

Hangi Sen, Gerçek Sen’sin?

Bir yıldız daha kaydı, haydi dilek tut… Tut, çabuk tut, kayıyor yıldız! Tutamadın yıldızı, dileğin elinden kaydı. Ne çabuk kaydı son yıldız ve ne de çabuk kayıp gitti yanımızdan zaman. Zaman, dört nala koşan küheylan; en asude umutlarımızı, hayallerimizi, biriktirip artırdıklarımızı gür yelelerine tutuşturup, kayboldu ufuklarda. Zaman, sesimizin bile yamaçlarında yankı bulamadığı yalçın dağlar gibi […]

Beyaz Eşarp

“Evcilsindir… Birilerinin, seni eve alıp beslemek gelir içinden.” Gözlerinde belli belirsiz yanan bir ışığın işaret ettiği istikamete süzüldü bakışları. Gözbebekleri uzaklarda, çok uzaklarda, artık gözlerin yetişemeyeceği kadar uzaklaşmış bir simayı arar gibi, öyle ümitsiz, öyle kederli daldı gitti… Sonra yavaşca kapattı kirpiklerini. Kafalarının içinde uzak bir mazinin hatıraları olanlar için gözlerini kapamak, başka bir aleme […]

Toplam 3 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.123