Yükleniyor..

Emine Karahocagil Arslaner

İnşa yayınları

Web sitemizde, 10 kategori'de, 199 adet makaleye yazılmış, 29 yorum bulunmaktadır.

    0

    Almanya cinnet geçiriyor

    Facebook'ta Paylaş ~ Twitter'da Paylaş ~ Friendfeed'ta Paylaş ~ Google'da Ara ~ Yorum Yap!

    Almanya’da çocuklarını öldüren annelerin sayısında artış gözlendi

    5 Aralık 2007’de Almanya’nın Holstein eyaletine bağlı Darry köyünün Polis karakoluna gelen bir telefon bomba etkisi yarattı. Telefondaki ses Neustadt Psikiyatri kliniğinde görev yapan bir doktora aitti. Doktor, „Şu an karşımda bir bayan hastam var ve az önce beş çocuğunu öldürdüğünü söylüyor“ diyordu…

     

    Polis memurları verilen adresde 3 ve 9 yaş arası beş erkek çocuk cesediyle karşılaştılar. Katil anne çocukları önce tabletlerle zehirlemiş ardından plastik bir torbayla boğarak öldürmüştü.

     

    Bu olaydan sadece birkaç saat önce Almanya’nın Saksonya eyaletine bağlı Plauen şehrinde yine bir canavar annenin, değişik tarihlerde doğumdan hemen sonra katlettiği 3 ayrı bebeğin cesetlerine ulaşılmaya çalışılıyordu. Beş yıl önce hastanede doğan ve nufus kaydı bulunan Celine’nin okul kaydının yapılmaması üzerine harekete geçen Alman Çocuk Esirgeme Kurumu yetkilileri, anneden şüphelenerek Polise durumu bildirdiler. Kadının verdiği ifadeler üzerine Polis, katil zanlısının bir akrabasına ait evin bodrum katında plastik bir torba içindeki bebek cesedine ulaştı. Ne yazık ki annenin tek cinayeti bu değildi. Yapılan incelemelerde kadının 2004 ve 2005 tarihlerinde doğurduğu bebekleri de öldürdüğü ortaya çıktı. Bebeklerden birinin cesedi derin dondurucuda, diğeri de bir evin balkonunda bulundu.

     

    Aynı gün içinde cereyan eden iki elim hadisenin, önceki yıllarda yaşanan benzeri vakalarda olduğu gibi üstleri örtülemedi. Siyasetçiler, Psikiyatristler, Çocuk esirgeme kurumunun üst düzey yetkilileri ard arda açıklamalarda, tahlillerde bulundular. Bunların arasında en etkililerden birini Alman çocuk yardım kurumu başkanı Georg Ehrmann yapıyordu. „Temel bir toplumsal sorunla karşı karşıyayız. Çocuklar oyun bozan olarak algılanıp kenara itiliyor” diyordu başkan. Yapısal bir bozulmaya dikkat çeken Ehrmann, Çocuk Esirgeme Kurumlarını görevlerini tam olarak yerine getirmemekle suçluyordu. Bild gazetesi yazarlarından Rolf Kleine problemi „görevleri altında ezilen aileler, ilgisiz anneler ve ahlaki kriterlerin kaybedilmesi“ olarak özetliyordu.

     

    Anne adayları; tatil yapacağım, mayo giyemem diyerek bebeklerini aldırmak istiyorlardı

     

    Muhalefet, olayları iktidarın aile politikasındaki başarısızlığının sonuçları olarak yorumlarken, Hıristiyan Demokrat Parti (CDU)’li bakan Wolfgang Böhmer’in Focus dergisine verdiği röportaj siyasi arenada kızgın tartışmalara yol açacaktı. İki Almanya’nın birleşmesiyle birlikte Doğu Almanların oryantasyon problemleri yaşadıklarını söyleyen bakan, ailelerin çocuklarını Batı toplumunda kendilerini bekleyen lüks bir yaşam için engel olarak gördüklerini ileri sürüyordu. Uzman bir jinekolog olan ve birleşmeden önce Doğu Almanya’da görev yapan Doktor Bakan kendi tecrübelerini aktarıyor ve, „Doğu Almanya’da 1972 yılına kadar hamileliğin 12. haftasına kadar kürtaj yaptırmak serbestti. Bazen bir kadın hastaneye geliyor ve 12 haftalık bebeğini almamızı istiyordu. Neden diye sorunca, tatil yapacağını ve şişkin bir karınla mayo giyemeyeceğini söylüyordu. Bu bebek cinayetlerinin o insanların gözünde bir nevi aile planlaması olduğunu düşünüyorum“ diyordu.

     

    İnancın güçlü olduğu yerlerde bu vakalara daha az rastlanıyor

     

    Sosyal Demokratlar ve Yeşiller Partisinden Claudia Roth Böhmer’i istifaya davet ederken, Çocuk ölüm vakalarıyla ilgilenen Aşağı Saksonya Kriminal daire müdürü Christian Pfeiffer Böhmer’i destekleyerek, „yıpratılmış değerlerin konuyla hiç ilgisi olmadığını söylemek yanlış olur. Doğu bloku kafalarda yaşamaya devam etmektedir. İnanç önemli bir faktör. Kilisenin güçlü olduğu bölgelerde bu olaylara daha az rastlanıyor“ dedi.

     

    Alman medyası, siyaset adamları, Psikolog ve yazarlar Darry ve Plauen olaylarını tartışırken, Luckau-Duben’de bir kadın, ailesine ait evin banyosunda dünyaya getirdiği bebeği plastik bir torbaya koyup öldürdükten sonra dolabına atıyordu (14 Aralık 2007). Kadın, küçük cesedi çürüyüp kokmaya başlayınca evin bahçesine gömdü.

     

    Bu olayın üzerinden iki hafta geçmeden, Hıristiyanların kutsal bayramı olan Noel gecesinde, aynı eyalette, akıllara durgunluk veren iki ayrı olay yaşandı. Bavyera, Regensburg’da psikopat bir anne iki oğlunu (iki ve üç yaşında) boğarak öldürdü. Aynı saatlerde Münih’de bilgisayar mühendisi bir baba velayet hakkı yüzünden eşiyle arasında çıkan bir tartışma sonrasında önce sekiz yaşındaki oğlunu, ardından kendisini öldürdü. Aynı gece İsviçre’de de çocuk kanı akıtılıyordu. İsviçre Horgen’de gözü dönmüş bir anne sekiz yaşındaki ikizlerini boğarak öldürdü.

     

    Dr. Ülrike Böhm: Bebeklerini öldüren annelerin sayısı artıyor

     

    Almanya’da bu olaylardan bir çoğunun basına yansıtılmadığı, sadece bazı gazetelerin verdiği kabataslak kronolojilerde yer aldığı bilinen bir gerçek. Çeşitli gazetelerde yayınlanan kronolojiler bir araya getirilip tarih sırasına göre yeniden düzenlendiğinde ve gözden kaçan diğer bazı vakalar da bunlara eklenildiğinde ortaya çıkan tablo Leipzig Üniversitesi Adli Tıp merkezinin 2006 da yaptığı araştırmanın sonuçlarını destekliyor. Leipzig Üniversitesi Adli Tıp merkezinden araştırmacı Ülrike Böhm 1000 kadar vakayı araştırmış ve Alman ebeveynlerin gün geçtikçe daha da canavarlaştığını ortaya koymuştu.

     

     

    Alman medyası göçmen ailelerde çocuklara karşı şiddet uygulandığı şeklinde haberler yapıyor

     

    Çocuklar ve bebekler anne ve babaları tarafından acımasızca katledilirken, Alman basını müslüman göçmen ailelerde tek tük yaşanan töre cinayetlerini manşetlere taşıyor.

     

    Araştırmalar Avrupa’nın en medeni ve en gelişmiş ülkesi Almanya’da ebeveynleri tarafından işkence gören, aç ve susuz bırakılan, ensest ilişkiye zorlanan ve öldürülen çocukların ve bebeklerin sayısının gün geçtikçe arttığını ortaya koyarken, Alman basını göçmen ailelerde çocuklara karşı şiddet uygulandığını haber yapıyor. Tagesspiegel’de yer alan ve özellikle Türk, Kürt ve Arap kökenli ailelerde çocuklara uygulanan şiddetin çocukları karşı şiddete ittiğini ileri süren haber, Almanların kendi kusurlarına karşı ne kadar kör olduklarını ortaya koyuyor. Alman annelerin veya babaların işlediği her cinayetten sonra Politikacılar ne büyük bir şok yaşadıklarını ve ne kadar üzgün olduklarını söylemekle yetinirken, Alman medyası bu haberleri alt yazıyla geçerek müslüman ailelerde kız çocukların başlarının zorla kapatıldığını yada zorla evlendirildiklerini haber yapıyor, hemde bu cinayetlerin işlenildiği günlerde.

     

    Almanya zor durumda

     

    Aslında anne veya babaların çocuklarını öldürmesi Avrupa’da yeni bir problem değil. Ebeveynler tarafından işlenen çocuk cinayetleri 18. yy’dan beri gittikçe kronikleşen bir sorun olarak kendini gösteriyor Avrupa’da. Özellikle İsviçre, Belçika, Almanya ve Hollanda gibi Avrupa ülkelerinde sıkça rastlanan cinayet sayısı Amerika’da ikiye katlanıyor.

     

     

    Polis kayıtlarına göre, Almanya’da yılda 40 ile 50 arası bebek doğumdan hemen sonra annesi tarafından öldürülüyor. Polis kayıtlarına geçmeyen, akıbeti bilinmeyen bebeklerive çocukları da tahmini olarak hesaplarsak, rakam ikiye katlanıyor. Bebeklerin yanısıra, 14 yaş altında öldürülen, şiddet gören çocukları da hesaba katarsak Almanya’nın ne kadar büyük bir mesele ile karşı karşıya olduğunu kestirmek zor değil. Almanya ve Avrupa bu acı gerçeklerini kabul etmedikçe ve gözlerden uzak tutmaya çalıştıkça problemin cözümü zorlaşmaktadır.

     

     

    ————————————————–

     

     

     

    1999 ve 2008 şubat ayının sonuna kadar ülke genelinde işlenen bebek ve çocuk cinayetleri vakaları:

     

     

    (Leipzig Üniversitesi Adli Tıp merkezinde yapılan araştırma sonuçlarını haklı çıkaran bu kara tablodaki olaylar, Polis kayıtlarına geçen cinayetlerden bir kısmını içermektedir)

     

    1999: Saksonya eyaletine bağlı Mühltroff şehrinde bir ailenin derin dondurucusunda, doğumdan hemen sonra boğularak öldürüldükleri tesbit edilen 3 bebek cesedine rastlanıldı. Suçunu itiraf eden katil anne 13 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

     

    2001: Thüringen, Sömmerda’da bir kadın 1994, 1998 ve 1999 tarihlerinde doğan bebeklerini öldürdüğünü, iki bebeğini torbaya koyarak boş bir araziye attığını, son bebeğini de bir bavula koyarak evinin bodrum katına bıraktığını itiraf etti. Kadın 11 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

     

    2004: Hagen’de bir evin buzdolabında boğazı kesilmiş bir bebek cesedi bulundu. 23 yaşındaki ruh hastası anne suçunu kabul etti.

     

    Sekiz yaşındaki Jessica açlıktan ve susuzluktan öldü

     

    2005: 1 Mart’ta yedi yaşındaki Jessica Almanya’nın göbeğinde, Hamburg’da açlıktan öldü. Uyuşturucu muptelası cani anne ve sevgilisi, küçük kızı evin karanlık bir odasında yıllarca kilitli tuttular. Açlıktan ve susuzluktan kıvranarak can veren Jessica’nın cesedi 9, 6 kilogram geliyordu. Sekiz yaşındaki kız çocuğu üç yaşındaki bir çocuğun kilosuna ve boyuna sahipti.

     

    Dokuz bebeğini saksılara gömüp evinde sakladı

     

    31 Temmuz 2005’de Brandenburg, Brieskow-Finkenheerd’de bir evde yapılan inşaat çalışmaları sırasında, içine toprak doldurulup çiçek ekilmiş bir akvaryumda insan kemikleri bulundu. Polisin alarma geçmesiyle evde yapılan tetkiklerde içi toprak doldurulmuş ve çiçek ekilmiş bebek küveti, tencere ve leğenlerde dokuz bebek cesedine ulaşıldı. Soruşturma sonucu psikopat annenin 1988 ve 1999 yılları arasında doğan bütün bebeklerini öldürdükten sonra, içini toprakla doldurduğu geniş bir kabın içine gömdüğü ve evinde sakladığı öğrenildi.

     

    2005 yılının yılbaşı gecesinde, dost hayatı yaşadığı kadından ayrılan 46 yaşındaki bir adam Thüringen, Altenburg Polis karakoluna gelerek, 1992 ve 1994 yıllarında doğan iki bebeğin anneleri tarafından öldürüldüğünü, kendisinin de küçük cesetleri evinin bodrum katında betona gömdüğünü anlattı.

     

    2006: Şubat ayı içinde Franken, Baiersdorf’da bir adam evinin bodrum katında bulunan derin dondurucuda bir kız bebek cesedine rastladı. Bebeğin annesi tarafından doğumdan hemen sonra öldürüldüğü tesbit edildi. Aynı ay içinde Neustrelitz’de bir canavar anne yeni doğan kızını battaniye ile boğarak öldürdükten sonra evdeki derin dondurucuya attı. Soruşturma sırasında katil anne işini kaybetmekten korktuğu için bebeğini öldürdüğünü söyledi.

     

    Mart ayında Aşağı Saksonya’da bir adam, birlikte yaşadığı kadını Polise ihbar etti. Evde aramalar yapan Polis çatı katında bir çöp torbası içinde iki bebek cesedi buldu. Bir diğer bebek cesedine de bahçedeki cöp tenekesinde rastlayan Polis, 17 ve 2 yaşında iki erkek çocuğu hayatta olan katil anneyi tutukladı.

     

     

    Ağustos ayında 18 yaşında bir anne yeni doğan oğlunu boğazını keserek öldürdü. Doğum sonrası sancılardan dolayı hastaneye giden genç kadının şüpheli açıklamaları üzerine Polis evinde arama yaptı. Talihsiz bebeğin cesedine, evin yatak odasında yatağın altına atılmış bir çantanın içinde ulaşıldı.

     

    4. Ekim 2006’da Dortmund’lu bir kadın üç yıl içinde ard arda üç çocuğunu yastıkla boğarak öldürdüğünü itiraf etti. İki aylık, 21 aylık ve 2 yaşındaki bebeklerini yastıkla boğduktan sonra Ambulans çağıran canavar anne, ilk yardım ekiplerine bebeklerin ansızın nefessiz kaldıklarını söylüyordu.

     

    10. Ekim 2006’da Bremen’de uyuşturucu bağımlısı ve alkolik bir adamın evindeki buz dolabında 2 yaşında bir bebeğin cesedi bulundu. Katil baba, uyuşturucu bağımlısı Annenin ölümünden sonra Çocuk Esirgeme Kurumunun takibi altında olan bebeği almak üzere eve gelen Polis memurlarına buzdolabını göstererek “çocuk orada” dedi.

     

     

    14 Ekim 2006’da Saksonya, Zwickau’da 4 yaşındaki erkek çocuğu gördüğü şiddet yüzünden hastanede hayatını kaybetti. Kücük Mehmet’in vucudunda çürükler ve morartılar gören doktorlar, çocuğun haftalarca aç kaldığını tesbit ettiler. Uyuşturucu bağımlısı canavar anne Katja K. ve sevgilisi Matthias P. sorgulandıktan sonra tutuklanarak hapse atıldılar.

     

    5 Kasım 2006’da yine akıllara durgunluk veren bir olay yaşandı. Braunschweig’da evli bir çiftin döverek öldürdükleri 3 yaşındaki kızlarının kaybı anlaşılmasın diye yeni bir bebek yaptıkları, bebeğe yeni bir nufus kaydı çıkarttırmayarak ölen bebeklerinin ismini verdikleri anlaşıldı.

     

    2007: Mart ayı içinde Bavyera’nın Hof şehrinden bir anne, bebeğini doğumdan hemen sonra battaniye ile boğarak öldürdüğünü ve boş bir araziye gömdüğünü itiraf etti. Aynı ay içinde Hamburg’da yeni doğmuş bir bebek çöp torbasının içinde, bir apartman katının penceresinden caddeye fırlatılarak öldürüldü. Soruşturmalar sonucunda torbayı annenin attığı anlaşıldı.

     

    Nisan ayında Erfurt’da 15 yaşında bir çocuk evlerinin derin dondurucusunda iki bebek cesediyle karşılaştı. Çocuğun annesi bebekleri doğumdan hemen sonra torbaya koyup canlı canlı derin dondurucuya attığını itiraf etti.

     

    22 Haziran 2007’de Sauerland, Iserlohn’da 3 aylık bir bebek gıdasızlıktan öldü.

     

    Kasım ve Aralık aylarında Plauen’de üç bebek cesedi bulundu. Psikopat anne tutuklanarak cezaevine konuldu.

     

    5 Aralık’da Darry katliamı yaşandı. Canavar anne beş erkek çocuğunu boğarak öldürdü.

     

    Noel gecesi Saksonya Kirchberg’de iki yaşındaki Robin aç ve susuz bırakılarak öldürüldü. Aynı gece Karlsruhe’de içinde ölü bir bebekle terkedilmiş bir bebek çantası bulundu. Yine aynı gece Münih’te bir baba sekiz yaşındaki oğlunu öldürdü. Aynı saatlerde birkaç kilometre ötede, Regensburg’da bir anne iki ve üç yaşlarındaki iki oğlunu boğarak öldürüyordu.

     

    2008: Ocak ayında Hannover’de yoldan geçen bir adam bir bebek ölüsüne rastladı. Bebeğin donarak öldüğü tesbit edildi. Aynı ay içinde Thüringen, Behringen’de bir yaşındaki bir kız bebek gıdasız ve susuz bırakılarak öldürüldü. Anne suçlu bulunarak cezaevine konuldu. Yine ocak ayında Nordhein-Westfallen eyaletine ait Dorsten şehrinde 15 günlük bir bebek şiddete uğrayarak öldürüldü. Anne ve baba tutuklandı. Aynı tarihlerde Berlin’de yedi haftalık bir kız bebek kaldırıldığı hastanede öldü. Bebeğin vücudunda darp izlerine rastlanıldı. Anne bebeğini dövdüğünü itiraf etti.

     

    Şubat ayında Brandenburg, Nauen’de boş bir evde bebek cesedine rastlanıldı. Soruşturmalar sonucunda, Aralık ayında doğum yapan 22 yaşındaki annenin, doğumdan hemen sonra bebeği oraya bırakarak kaçtığı anlaşıldı.

     

    Aynı ay içinde, Münchengladbach’da Polis 8 yaşındaki Souhail ve iki yaşındaki kızkardeşi Jasmina’nın cesetlerine annelerine ait evde ulaştı. Anne çocuklarını öldürdüğünü itiraf etti. Bir hafta sonra Bavyera Gersthofen’de psikopat bir anne beş çocuğundan ikisini küvette boğarak öldürdü. Bebeklerden biri iki diğeri ise 5 aylıktı. Yine Şubat ayında yaşanan başka bir elim olay… Frankfurt’da Polis altı aylık Florian’in açlıktan bir deri bir kemik kalmış cesedini buldu. Anne ve baba tutuklandı. Bir hafta sonra Brandenburg, Lübben’de bir anne yeni doğmuş bebeğini lavaboda boğarak öldürecekti…

     

    29 Şubat’da Berlin’de bir baba yedi aylık bebeğini görmek için ayrıldığı eşinin kaldığı kadın sığınma evine geldi. Eşiyle tartışan psikopat baba kucağındaki bebeği şiddetlere yere atarak öldürdü.

    Emine Karahocagil Arslaner

    (Nisan 2008 tarihinde timeturk sitesinde yayınlanmıştır)

    Etiketler:

    Yorum Yapmak İster misin?

    Yorum Yaz

    Yorumlarınızı Paylaşırken

    Yorumlarınızı politik,kırıcı,kaba yazmamaya özen gösterin başkalarını taciz edebilecek laflardan kaçının.Kriterlere uymayan yorumlar onaylanmıyacaktır.

    Lütfen bizimle bilgilerinizi doğru şekilde paylaşın sitemiz size Kesinlikle spam mailler göndermez