Yükleniyor..

Emine Karahocagil Arslaner

İnşa yayınları

Web sitemizde, 10 kategori'de, 199 adet makaleye yazılmış, 29 yorum bulunmaktadır.

Biz Sadece Sevgi İstiyoruz Abi!

Adilmedya editörlerinden Kadir Bal’ın sokak çocuklarıyla çektiği görüntüleri izliyoruz. Ekranda konuşan çocuğun gözbebekleri, gözleri kilitleyen iki siyah mıknatıs gibi… Kalbimize çöreklenen yosunlu bir kaya parçasını yuvarlamak ister gibi kuruyor cümlelerini; zorlanarak, ara sıra tıkanarak… Böcekler kaçışıyor kılcal damarlarımıza, iliklerimize, aklımıza doğru. Solucanlarımızı saklayacak yer bulamıyoruz, utanıyoruz. Gerçekten utanıyor muyuz? Elindeki torbadan bir nefes çekiyor. Okulu […]

Şubat Ayının Ayazı

Şubat ayı içinde üstüste yaşadığımız hadiseler, yurdumuzun gittikçe çürüyen ahlak anlayışı ve çıbanlaşan kadın algısı üzerinde daha derin kafa yorma imkanı sağladı. Hadiseler o kadar birbirleriyle bağlantılı, birbirini tamamlayan puzzle parçaları gibi duruyorlar ki; eğer beşeri bir el tarafından evrilip çevrilmiyorlarsa, uhrevi bir güç tarafından tayin ve tesbit edildikleri ihtimali hiç uzak değil… Önce Defne […]

Değişime Direnen, Devrime Yenik Düşer

Tahrir meydanı dün gece sabaha kadar kuyudaki Yusuf’un çığlıklarıyla inledi. Bir eliyle Firavun’u kovalayan Mısır halkı, diğer eliyle sızlayan kalbini tutup kuyudaki Yusuf’unu bekledi. Dün gece alışılmamış bir ışık çöktü Mısır semalarına. Milyonlarca beden elele, dil dile verip; dağa taşa, Nil’in kan ve gözyaşlarına bulanan sularına, kayalar içine oyulmuş mezarlara, piramitlerin kuytularına, o kuytulardan meydana […]

Bir “bitaraf”ın kafasını kurcalayan sorular

Liberal devletin bir ahlak muhtevası yoktur. Devlet çeşitli partilerin iştihasına terkedilmiştir, bu partiler de özel menfaatlerinin emrindedir. Partilerin yegane hedefi iktidar olmaktır. İktidara, yani amaca ulaşmak için de her vasıta meşrudur. Kirli anlaşmalar yapılır, entrikalar çevrilir; bir taraftan da halkın gözüne şeffaflık perdesi indirilir; kulağına adalet, erdem, doğruluk ve dürüstlük gibi kelimeler fısıldanır. İşte bunun […]

Bizden size oy yok!

Kimi hatalar, hafızanıza yapışmış kalmış kirli hatıralar gibi bulaşır kalır biyografinize. Zihniniz, peyderpey aynaya düşüp ruh aleminizi bulandıran sarı solgun yanlışları kusup boşaltamaz ve siz, yaşlandıkca ağırlaşan bir kambur gibi hayatınızın sonuna kadar taşımak zorunda kalırsınız onları. İnatçı birer katır sineğidir hepsi, kovaladıkca geri gelir. Mahcubiyetin adıdır o yanlışlar ama diğer taraftan da beşer olmanın […]

Kır zincirlerini Türkiye!

Yoksul evlerimize düşen ateş, karanlık şatoların mutfaklarında vampirlerin şerefine verilen ziyafet hazırlıkları için ateş olmaya devam ediyor. Topuklarımıza sıkarken alınlarından kurşunlanan mayası bozuk zibidiler, silahlarını göğsümüze doğrultabilecek kadar sağlam siperlere sahipler artık. Kalbimize nişan alıp, İstanbul’un ortasında bebeklerimizin üzerine bomba yağdırarak İsrail’e hulus çakıyorlar. Dişlerinden sızan kana salyaları karışırken; ‘Arkandayız İsrail! Senin gibi öldürüyoruz bebekleri! […]

Olmadı Hakan Albayrak, olmadı

Bir zamanlar “inanmak”, “merhamet”in göbek adıydı. Kapımıza gelen her dilenciyi Hızır bildiğimiz için, ipini koparıp yolunu bulan dilenci olup ekşirdi başımıza. Bakır tencerelerde pişen yemeklerimiz önce mahalleye dağıtılırdı. “Elaleme koktu” derken, bize de koktuğu unutulurdu. Aç kalırdık icabında ama aç bırakmazdık… Bir zamanlar “inanmak“, “mücadele“nin göbek adıydı. “Ölmek var, dönmek yok” derdi erkeklerimiz kapıdan çıkarken […]

Evlere arkalarından girmek iyilik değildir (Bakara, 189)

Deniz Baykal’ın gayri meşru bir ilişkisini anlatan mahrem görüntülerin yayınlanmasıyla birlikte gündeme gelen „ahlak“ tartışmaları ülkemizdeki müzmin kavram karmaşasını yeniden su yüzeyine taşıdı. Baykal’ın evli bir kadınla ilişkiye girmesi miydi ahlaksızlık, yoksa asıl ahlaksızlık „bir insanın en mahrem mekanının, yatak odasının anahtar deliğine gizli kamera dayamak“ mıydı? Olayın kahramanlarının ideolojik aidiyetlerine ve ahlaksızlığı yapanların muhafazakar […]

Kral çıplak diyen çocuğu susturmayın!

Üç yıl önceydi. O zamanlar üç yaşında olan kızımı anaokulundan almış, eve gelmiştim. Arabadan inip el ele, evimize doğru ilerliyorduk ki arkamdan bir ses duydum. “Frau Arslaner!” diye seslenen kişi karşı komşum bayan Müller’di. Her zamanki güler yüzlülüğünü muhafaza ederken, yaşlı bedeninin izin verdiği ölçüde adımlarını hızlandırmaya çalışıyor, bana doğru yürüyordu. Onu yormamak için kızımı […]

Siirt’de insanlığın ırzına geçtiler

Siirt tabelasının önünde bekleyen Sulh ve ceza mahkemesinden bir yetkili içeri girmek isteyen gazetecileri durdurmak için parmağını dudaklarına götürüp “susun!” diyor. “Susun çünkü içerde insanlık uyuyor!”. “Uyansın o zaman!” diye sesini yükseltmeye kalkışanlara tecavüz mağduru kız çocuklarını işaret ederek, “onlar için iyi olmaz!” tehdidinde bulunuyor. “Bırakın uyusun insanlık, çünkü tecavüzcü tayfanın yeni kurbanlara, ataerkil hükümranlığın […]

Toplam 5 sayfa, 3. sayfa gösteriliyor.12345